Olmasa da benim için, sevgisini yaşayanlara gelsin bu şarkı
13 Şubat 2011 Pazar
dünyanın uzak ucu; aşk
Dünyanın uzak ucunda sevgili gibidir aşk; ağırlığın seni aşağı iterken varlığın yukarı çeker. Binlerce yılın değişmeyen yazgısı aşk hücre çeperi gibi etrafımızda, kendisi yoksa kokusu genzimizi yakıyor. Nice efsaneler, nice ömürler tükendi ardında, kendisi yeniden türedi isimsiz vücutlarda, soluksuz fikirlerde. O fikirlere hayat veren şey genlerden fışkırdı belki binlerce yıldır ama yön veren başka bir kök vardı içerilerde. Öz bir su olmalı, ölümsüzlük suyuna karışmış, katı kalplerde dingin damarlar açmış ve yağmursuz topraklarda bereket olmuş! İnsanın insan olmayı unuttuğu zamanlarda akla gelmiş, ticaret yollarının tozlu topraklarında fakir çıkınlara ekmek olmuş, derebeylerinin zulmüne isyan etmiş bir çift göze yansımış kendisi. Şimdilerde çarşamba pazarında tezgahlara düştüyse, yapay çiftlerde benzerlerini türettiyse de aşktır kendisi ve aşktır bir kez daha kendisini bilene, içten bakana, bakışlarını bükemeyen çeliğe, dünyanın uzak ucundakine!
4 Şubat 2011 Cuma
Tükenirken

Bir şeyler vardı önceleri üzerine konuşulabilecek, üzerinden geçilebilecek ve karşılaştırılabilecek. Artık hız var, hafıza yerine geçici yorumlar ve dayatmalar var tercih etme şansı sunmayan.
Hep bir şeymiş gibi davrandık hiç'ten geldiğimizi unutarak. Oysa kısa bir yolculuk kendimize gelmeye yetebilirdi, bizse bize ait olmayan her şeyin peşindeydik hiçlikler diyarında. Şimdi bizim olmayanları yargılıyoruz bizim olacaklarına dair inançla. Sen her şeyi düşlediğinde, geride bıraktıkların masum yolculukların içinde kaybolmuşlardı çoktan, onları zorladın adressiz yolculuklar için çünkü hiçten geldiğini kabul etmek istemedin, bu düşünceler seni zorladı her şey'e, başka şey'lere sahip olmaya. Her sahiplik başka bir anını, her yeni yargılama başka bir seni sildi, seni benzeşmeye yığınlaşmaya teşvik etti. Benzedin, ikizledin binlerce oldun, her şeyin var ama hiçsin, tükendin..
22 Ocak 2011 Cumartesi
zaman geçer
20 Ocak 2011 Perşembe
Arayış
15 Ocak 2011 Cumartesi
EKSİLME
31 yılın ardından geçen ömrüme ne demek lazım, onu nereye koymak gerek bilmiyorum. Ağırlığımın bu dünyaya kattıkları hakkında evren ne düşünüyor acaba! Şimdi bedenimin içinden çıkıyorum ve evren'in bakışlarıyla bir ömrü sorguluyorum.
Bu dünyaya gelmiş olmanın pratik hiç bir yararı yok, başka insanların anılarında iyi yerler edindin, başka insanların yüreklerinde acılar bıraktın, kiminde çok biçimsel kiminde az iletişimsel kaldın ama kaçında sen olarak iz bıraktın? Evren'inimi varlığınla 31 yıldır işgal ediyorsun; tereddütlerinde, kararlarında, ezdiğin toprak parçalarında, gülüşünü esirgediğin evsizlerde, yitik çocukluk oyunlarında sen var mıydın? Yoksa varlığını dolduran boş bedenin hoş bir sedası gibi başka bedenlere mi göç etmiştin! Göç halinde bir dünyanın zavallı bedenleri atmosferde azalan tabakaların ince gövdelerinde saklanıyorlar, ağır metanların, karbondioksitin delip geçmesini bekliyorlar topluca; bedenler görüyorum çaresiz, küs, yarına arkası dönük, ürkek. Bunca yıl sonra ağırlığını taşıdığın beden yük olmaktan çıkıp iradenin sınırsız sokaklarında arsız bir kimlik olmalı.
Bedenimi hissediyorum, yaşadıklarım eksiltiyor birer birer hayattan, umudumu kırmıyorum her şeye karşın; yarın varsa görülecekler de var, evren soluksuz ve kısır ise ona verecek bir tutam nefesim var. Eksiliyorum hayattan içimdekileri arttırarak.
27 Aralık 2010 Pazartesi
geceyarısı yastığa aforizmalar

gecenin orta vakitleri yanımdaki yastığa aforizmalar dizdim, karanlık kadar tepkisizdi ama korku yoktu yamru yumru ezilmiş bedeninde, oysa korku en beşeri duygudur, korkmuyorum diyip kendimi ya da başkalarını kandırma telaşına düşmeyip insan olduğumu unutmadım o vakitte.
"İnsanlar ışığın çevresinde toplaşırlar. Daha iyi görmek için değil, daha iyi parıldamak için." Hayır olmadı, karanlık tepkisiz, yastık daha da uzak. Başka deneme;
"İnsanların %10'u yaşar. Geri kalanlar sadece vardır."
Bu da olmadı, sokağı teğet geçen arabanın gürültülü ışığı bir selam verdi o kadar, vazçgeçmeden son bir deneme; Kendi omzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki?
Pencereyi araladım yastık balkondaydı..
12 Aralık 2010 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

